Hürmüz Boğazı Senaryosu Ekonomiyi Nasıl Etkiler? Enflasyon Verileri…Türkiye ekonomisi 2025 yılının 4. çeyreğinde yıllık bazda %3,4 büyürken, yıl genelinde %3,6’lık performans sergiledi; büyümede iç talebin güçlü katkısı dikkat çekerken net ihracatın negatif etkisi sürmeye devam etti. Detaylar…
4Ç25 GSYH Sonuçları
Ekonomik büyüklüğü ve performansı ölçmekte kullanılan en temel gösterge olan büyüme verisi TÜİK tarafından açıklandı.
Türkiye 2025 yılı 4. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %3,4 artış gösterdi. 2025 yılında ise Türkiye ekonomisi beklentilere paralel olarak %3,6 büyüdü.
2025 yılının dördüncü çeyreğinde büyümeye puansal bazda hane halkı tüketim, 3,7, yatırımlar 1,4 pozitif etkilerken, kamu harcamaları 0,1 puan, net ihracat 1,3 puan, stoklar 0,3 puan büyümeyi aşağı çekti.

2025 yılında, 2024 yılına göre inşaat sektörü toplam katma değeri %10,8, bilgi ve iletişim faaliyetleri %8,0, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar %6,9, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri %4,6, diğer hizmet faaliyetleri % 4,3, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri %4,0, finans ve sigorta faaliyetleri %3,8, sanayi %2,9, gayrimenkul faaliyetleri % 2,7, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri %1,0 arttı. Tarım sektörü ise %8,8 azaldı.
Ekonomi yönetiminin daha önce verdiği mesajlar büyümenin iç talep değil ihracat odaklı strateji ile olması yönünde. İhracat odaklı strateji benimsenmesine rağmen son beş çeyrekte net ihracatın büyümeye negatif etki ettiğini görüyoruz. İhracattan yeteri kadar katkı alınmasa da büyümenin devam etmesi pozitif olsa da alınan tedbirlerle kredi musluklarının azalması, sıkı para politikası etkisine rağmen iç talepteki yükseliş büyümeyi sürdürdü.
İnfo Yatırım 2026 yılında %3,8 büyüme bekliyor. Yaşanan jeopolitik gelişmelerin etkisine bakıldığında makro düzeyde, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın küresel büyümeyi yaklaşık 0,2-0,3 puan aşağı çektiği, küresel enflasyonu ise 0,3-0,4 puan yukarı ittiği kabul görüyor. Bu kapsamda Hürmüz Boğazı kaynaklı arz riski kalıcı hale gelirse, dünya ekonomisi açısından büyüme ve enflasyon dengesini bozan tablo oluşması muhtemel.

Boğazın kapalı kalması, petrol fiyatlarında sert yükselişe neden olabilir. Bu durum da şirketler açısından maliyetleri artırır. Türkiye, enerji ithalatçısı olduğu için bu durum daha sert yaşanabilir. (Örn; Rusya – Ukrayna savaşı ile enerji fiyatlarının yükselmesi ve Türkiye’deki yüksek enflasyon) Bu senaryoda akaryakıt fiyatlarının hızlı artması ve doğalgaz/elektrik maliyetlerinin yükselmesi beklenebilir.
Üretim maliyetlerinin artması önce ÜFE’ye sonra ise TÜFE’ye yansıması kaçınılmaz olur. Enerji maliyetlerindeki yükselme cari açığı artırır. Merkez Bankası çalışmaları gösteriyor ki petrol fiyatlarındaki her %10’luk yükseliş, enflasyonu yıllık bazda 1,2 – 1,3 puan arası yukarı yönlü itiyor.
1Ç26 büyümesi TÜİK tarafından 1 Haziran 2026’da açıklanacak.





