Geride Bıraktığımız Hafta Piyasalarda Neler Yaşandı? ABD ile İran arasındaki jeopolitik gerilimde diplomatik temaslara yönelik belirsizlik sürerken, artan risk algısı küresel piyasalarda satış baskısını artırıyor ve hem ABD borsalarında hem de Türkiye varlıklarında fiyatlamalar üzerinde etkili oluyor. İşte Gelişmeler ve Detayları…
ABD ile İran arasındaki gerilimde diplomatik temasların sürdüğüne dair iddialar artsa da, sürecin oldukça kırılgan olduğu görülüyor. Washington’ın Pakistan üzerinden ilettiği öne sürülen 15 maddelik ateşkes önerisine karşılık Tahran yönetimi, doğrudan müzakere yürütülmediğini ve temasların yalnızca dolaylı kanallarla sürdüğünü vurguluyor. Bu durum, taraflar arasındaki güven eksikliğinin devam ettiğini gösteriyor. İran’ın ateşkes için öne sürdüğü; saldırıların tamamen durması, gelecekte yeni saldırılara karşı güvence verilmesi, savaş zararlarının tazmini, Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınması ve bölgedeki bağlantılı gruplara yönelik operasyonların sonlandırılması gibi şartlar, taraflar arasındaki mesafenin hâlâ ciddi olduğunu ortaya koyuyor.

ABD Başkanı Donald Trump ise kamuoyuna yaptığı açıklamalarda petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı olmayacağı yönünde güven vermeye çalışırken, İran’a yönelik sert söylemini sürdürmeye devam ediyor. Trump’ın, İran’ın enerji altyapısına yönelik olası saldırılara karşı 10 günlük bir askıya alma kararı aldığını açıklaması, kısa vadede tansiyonu düşürmeye yönelik taktiksel bir hamle olarak değerlendiriliyor. Ancak, bu adımın kalıcı bir yumuşamaya mı yoksa yalnızca geçici bir stratejik duraklamaya mı işaret ettiği belirsizliğini koruyor.
Körfez ülkelerinin enerji altyapısına yönelik tehditlere verdiği güçlü tepkiler ve Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemi dikkate alındığında, bölgedeki riskler canlı kalmaya devam ediyor. Makroekonomik cephede ise ABD’den gelen veriler karmaşık ancak genel olarak dengelenmeye işaret eden bir tablo ortaya koyuyor. 2025’in son çeyreğinde cari açık 239,1 milyar dolardan 190,7 milyar dolara gerileyerek ülkenin dış finansman ihtiyacında sınırlı da olsa bir iyileşme yaşandığını gösterdi.
İçeride ise; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, 19 Mart haftasında yurt dışı yerleşikler hisse senedi piyasasında 138 milyon dolar, DIBS piyasasında ise 130 milyon dolar net satış gerçekleştirdi. Bu durum, küresel belirsizliklerin de etkisiyle yabancı yatırımcıların risk iştahında sınırlı bir zayıflamaya işaret ediyor.

Aynı dönemde TCMB’nin brüt rezervleri 177,5 milyar dolar seviyesine gerilerken, swap hariç net rezervlerin 43 milyar dolara düşmesi rezerv yeterliliği açısından daha yakından izlenen bir görünüm ortaya koydu. Rezervlerdeki bu geri çekilme, döviz likiditesi ve dış kırılganlıklar açısından önemini koruyor. Enflasyon beklentileri tarafında ise yukarı yönlü eğilimin sürdüğü görülüyor. TCMB’nin Mart ayı verilerine göre, 12 ay sonrası enflasyon beklentisi piyasa katılımcıları için 0,07 puan artarak %22,17’ye yükselirken, reel sektör beklentisi 0,90 puan artışla %32,90’a, hanehalkı beklentisi ise 1,08 puan artarak %49,89 seviyesine çıktı.
Beklentilerdeki bu artış, fiyatlama davranışları açısından risklerin canlı kaldığını gösteriyor. İşgücü piyasasına ilişkin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ise görece olumlu bir görünüm sunuyor. 2025 yılı genelinde işsizlik oranı 0,4 puan gerileyerek %8,3 seviyesinde gerçekleşti. Bu düşüş, ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya rağmen istihdamın belirli ölçüde korunabildiğine işaret ediyor.
Mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi Mart ayında 4,1 puan düşerek 100 seviyesine gerilerken, gelecek üç aya ilişkin tüm alt kalemlerin endeksi aşağı yönlü etkilemesi üretici beklentilerinde bozulmaya işaret etti. Benzer şekilde Tüketici Güven Endeksi de %0,8 oranında gerileyerek 85 seviyesine indi. Veri akışının yoğun olduğu hafta genelini BIST 100 endeksi %3, Katlım 100 endeksi ise %2,5’lik değer kaybıyla sürdürüyor.





